|
|||||||||
Turkish abstractDil apsesi çok nadir görülen, dilde şişlik, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, nefes darlığı, tükürüğünü yutamama, dilin dışarıda kalması gibi belirtiler gösteren ve hayatı tehdit eden bir klinik durumdur. Anterior ve posterior apse olarak ikiye ayrılırlar. Anterior dil apseleri daha sık görülürler. Posterior dil apseleri daha nadir görülmesine rağmen hava yolu tıkanıklığı yapabilmesi nedeniyle ölüme sebep olabilirler. Drenaj ile pürülan materyalin gelmesi tanı ve tedavi için yeterlidir. Bu yazıda 10 gündür süren boğaz ağrısı, yutma güçlüğü nedeniyle antibiyotik tedavisi alan ve şikayetleri düzelmeyen, giderek artan yutma güçlüğü ve solunum güçlüğü şikayeti ile kliniğimize başvuran dil kökü apseli bir olgunun klinik ve görüntüleme bulgularnın literatür eşliğinde sunulması amaçlanmıştır.IntroductionDil apsesi çok nadir görülen klinik durumdur. Hastaların çoğunluğu 30 ila 50 yaş arasındadırlar [1,2]. Dil apsesinin klinik belirtileri dilde şişlik, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, nefes darlığı, tükürüğünü yutamama, dil hareketlerinde kısıtlılık olarak sıralanabilir. Dil apseleri ön ve arka olmak üzere ikiye ayrılırlar. Ön dil apseleri daha sık görülürler ve medikal tedavi ile düzeltilebilirler. Arka dil apseleri dil kökünde yerleşen apselerdir ve daha nadir görülmesine rağmen hava yolu tıkanıklığına neden olarak hayatı tehdit edici olabilirler [3-7]. Tanı için apsenin diğer patolojilerden ayrımının yapılabilmesi için ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans görüntüleme kullanılabilir [8]. Ayırıcı tanıda karsinoma, anaflaksi, dermoid kist, lipom, lingual arter anevrizması, arteriovenöz malformasyon, infarkt, hemoraji, lingual tonsilit, tiroglossal kist, tüberküloz ve actinomiçes gibi birçok patoloji düşünülmelidir [1]. Tedavisi hava yolunun korunması, apse drenajı ve antibiyotiktir. [9]. Bu yazıda 10 gündür süren boğaz ağrısı, yutma güçlüğü nedeniyle antibiyotik tedavisi alan ve şikayetleri düzelmeyen, giderek artan yutma güçlüğü ve solunum güçlüğü şikayeti ile kliniğimize başvuran dil kökü apseli bir olgunun klinik ve görüntüleme bulgularının literatür eşliğinde sunulması amaçlanmıştır. Case ReportOn gündür süren ve giderek artan boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve solunum güçlüğü olan altmış yaşında erkek hasta şikayetlerinin kullandığı tedaviye rağmen azalmaması üzerine kliniğimize başvurdu. Olguya çeşitli merkezlerde akut tonsillit tanısı ile tedavi düzenlenmiş fakat hastanın şikayetlerinde azalma olmamış (Şekil 1).
DiscussionDil apsesi çok nadir görülen klinik durumdur. Genellikle 30-50 yaş aralığında görülür. Son otuz yılda literatüründe çoğunluğu tek vaka olmak üzere sınırlı sayıda vaka bildirilmiştir [1]. Dil apsesinin klinik belirtileri dilde şişlik, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, nefes darlığı, tükürüğünü yutamama, dil hareketlerinde kısıtlılık olarak sıralanabilir [4,5]. Dil apsesi özellikle yutma güçlüğü ve nefes darlığı varlığında zamanında tanınıp tedavi edilmelidir. Aksi halde özellikle posterior dil apseleri ölümcül olabilir [3]. Sunulan olgu altmış yaşında erkek bir hasta idi ve olguda literatür ile uyumlu bulgular saptandı. Posterior dil apseleri genellikle lingual tonsil enfeksiyonu, tiroglossal kist kalıntısının enfeksiyonuyla ve diş enfeksiyonlarının yayılmasıyla oluşur .Bazı olgularda ise apse spontan olarak gelişebilir [5,6]. Olgumuzun dil apsesini açıklayabilecek ek bir bulgu tespit edilemedi ve spontan olarak oluştuğu kabul edildi. Dil apselerinde ayırıcı tanı özellikle altta yatan malignitelerin ayrımının yapılabilmesi için önemlidir. Ayırıcı tanı için ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans görüntüleme gibi radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılabilir [8]. Özellikle oral kavite anatomisinin ve yumuşak dokuları daha net değerlendirme imkanı sağladığından manyetik rezonans görüntüleme ayırıcı tanıda oldukça kullanışlıdır [2]. Olgumuzda ayırıcı tanı için manyetik rezonans görüntüleme kullanıldı. Ayrıca yapılan apse drenajının etkinliğinin kontrolu için ultrasonografiden faydalanıldı. Dil apsesinin tedavisi genel apse tedavisine benzer şekilde apse drenajı ve antibiyotik tedavisidir. Fakat bulunduğu bölge nedeniyle solunum yolunun güvenliğide gözardı edilmemelidir [9]. Antibiyotik tedavisi gram boyama ve kültür sonucuna göre seçilmelidir. Ampirik tedavi stafilokok, streptokok, heamophilus, bacteroides ve anaerobik organizmalara karşı etkili olmalıdır [2,10]. Literatürde antibiyotik olarak klindamisin, penisilin, gentamisin, metranidazol, sefuroksim, amikasin ve tikarsilin kullanılmıştır.Tedavi uzunluğu ve kortikosteroid kullanımı hakkında tam bir görüş birliği bulunmamaktadır [1,9-11]. Olgumuzda penisilin alerjisi olması nedeniyle hastaya paranteral siprofloksasin tedavisi uygulanmıştır. Antibiyotik tedavisi parenteral olarak 7 gün, enteral olarakta 14 gün olarak planlanmıştır. Dil apsesi drenajı iğne ile veya açık cerrahi şeklinde yapılabilir. Posterior apselerde riski azaltmak için genel anestezi altında yapılması daha uygundur. Ödeme bağlı oluşabilecek entübasyon zorluğunda trakeotomi açılmasına ihtiyaç duyulabileceği akılda bulundurulmalıdır [1,9,11]. Olgumuzda uyguladığımız kalın iğne drenajı ile yeterli tedaviyi sağlayabildiğimizden açık cerrahi girişime ihtiyaç duymadık. Sonuç olarak dil apseleri ve özelliklede dil kökünü tutan posterior dil apseleri solunum yolu obstrüksyonu yaparak hayatı tehdit eden bir tablo oluşturabilen klinik bir antitedir. Özellikle kullanılan medikal tedaviye rağmen düzelmeyen ve yutma ve solunum güçlüğü gibi klinik bulguları olan hastaların ayırıcı tanısında göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. References
|
|||||||||
Keywords : Dil apsesi , Dil kökü apsesi , Üst solunum yolu obstrüksiyonu |
|